Kategori arşivi: 3rd Party

Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Enterkonnekte Şebekelere Bağlanma Problemleri

Türkiye Coğrafyası Özelinde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Dağılımı ve Bu Kaynakların Ulusal Şebekeye Bağlanmasında Karşılaşılan Sorunların Teknik ve Ekonomik İncelemesi

Bu çalışma içerisinde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına (YEK) dayalı elektrik üretim tesisleri ve birimleri Hidrolik / Hidroelektrik tesisler gözardı edilerek, Türkiye coğrafyasındaki yenilenebilir enerji kaynaklarının potansiyeli, bu kaynakların coğrafi olarak dağılımı ve yoğunlaşma bölgeleri incelenmiştir. Ayrıca bu kaynakların ulusal şebekeye bağlanması aşamasındaki zorluklar, teknik ve ekonomik açıdan ele alınmıştır.

Çalışma içerisinde Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının coğrafi dağılımı, Dağıtık Şebeke Sistemleri ve Akıllı Şebeke Teknoloji temel nokta olarak incelenmiştir.

Şebekeye Bağlanma Problemlerinin Teknik ve Ekonomik İncelemesi

Yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik enerjisi üreten tesislerin şebeke bağlanmasında bir çok sorun meydana gelebilmektedir. Bu durumun başlıca sebebi 19. Yüzyılın sonunda Tesla tarafından ortaya konulan AC dağıtım sistemlerinin neredeyse değiştirilmeden 130 yıldır halen aktif olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Teknolojinin hızla değiştiği göz önünde bulundurulduğunda Tesla’nın ortaya koyduğu yöntemlerin bu kadar uzun süredir kullanılır olması hayranlık uyandırıcı olsa da Yenilenebilir Enerji konusu gündeme geldiğinde daha farklı iletim sistemlerinden söz etmek gerekir. Bu çalışmanın içerisinde bu konuda çözüm olarak düşündüğüm ve birbirini tamamlayan iki sistem olan Dağıtık Şebeke Sistemleri ve Akıllı Şebeke teknolojilerinden bahsetmeyi uygun buluyorum.

Dağıtık Şebeke Sistemleri

Ülkemizde tüketilen enerjinin yüzde 70 ‘i dış kaynaklı olup, dışa bağımlılığımız  her geçen gün daha da artmaktadır. Dünya elektrik üretiminde doğal gazın payı yüzde 20 civarında iken bizde bu oran yüzde 45 civarındadır.

Oysa ki; elektrik enerjisi üretiminde kullanılabilecek kömür, petrol, doğalgaz, jeotermal, rüzgar enerjisi, güneş enerjisi ve hidroelektrik yönünden ülkemizin büyük bir potansiyeli mevcuttur.

9 milyar tonun üzerinde linyit ve 1 milyar tonun üzerinde taşkömürü rezervimizin olduğu bilinmektedir. Özellikle linyit kömürünün gazlaştırılması yoluyla elektrik enerjisi üretiminde kullanılması halinde önemli miktarda enerji üretimi sağlanması mümkündür.

Bunun yanında Türkiye, 32.500 megavat’lık jeotermal enerji potansiyeli ile Avrupa’da birinci sırada yer almaktadır.

Ayrıca, elektrik enerjisi üretiminde kullanılan yerli kaynaklar arasında hidroelektrik potansiyelimiz çok önemli yer tutmaktadır.

Dağıtılmış Enerji Sistemlerinin Kullanım Amaçları

  • Elektrik piyasasını serbestleştirme,
  • Çevresel faktörler,
  • Güç kaynağının güvenilirliğini ve güç kalitesini arttırmak,
  • Isınma ve elektrik üretimini birleştirmek,
  • Elektriğin maliyetini azaltmak

Dağıtılmış Enerji Sistem Teknolojileri temel olarak;

  • İletim hattı ve transformatör kayıplarını azaltırlar
  • Çevresel etkileri azaltırlar
  • Elektrik iletim ve dağıtım karışıklığını ortadan kaldırırlar
  • Sistem güvenilirliğini arttırırlar
  • Güç kalitesini düzeltirler
  • Yedek güç üretimi sağlarlar

Detay olarak incelendiğinde ise Dağıtık elektrik üretimi, sistem genelinde bakıldığına aşağıdaki faydaları sağlamaktadır:

–        Enerji verimliliği Dağıtık elektrik üretimi, geleneksel sistemdeki kayıplara neden olmaz. Özellikle uzun iletim hatlarındaki kayıplar, puant güç talebinde oluşan daha yüksek kayıplar ve üretim sırasında atık halde bırakılan ısı enerjisi, dağıtık elektrik üretiminde yoktur.

–        Yakıt çeşitliliği Sadece fosil yakıt kaynaklarına ve uranyum gibi yakıtlara bağımlı olan merkezi üretim sistemine göre dağıtık elektrik üretim sistemleri çok daha çeşitli enerji kaynağı ile işletilebilirler. Bunların arasında yine doğalgaz gibi fosil yakıtlarına ilave olarak güneş, rüzgâr, tarımsal atıklar, evsel organik atıklar, jeotermal kaynaklar sayılabilir.

–        Tüketicilerin risklere karşı korunması  Serbest elektrik piyasalarında meydana gelen fiyat değişimleri ve speskülasyonlara karşı, kendi elektrik ihtiyaçları için dağıtık elektrik üretimi kullanan tüketiciler, bunu kullandıkları ölçüde bu risklere karşı korunurlar.

–        Esneklik  Dağıtık üretim sistemleri küçük ve kurulumları son derece hızlı oldukları için, serbest piyasalarda ortaya çıkan fiyat artışlarından kolaylıkla faydalanabilirler. Yerleşim yerlerinde yoğunluğun artması sonucu veya puant tüketimin artış göstermesi sonucu ortaya çıkacak marjinal elektrik ihtiyacı artışının karşılanması, ölçeklenebilir dağıtık üretim sistemleri ile kolay ve ucuz bir şekilde gerçekleştirilebilmektedir. Ayrıca planlama ve inşaaları 5 ile 10 sene arasında yer alan merkezi güç santrallerindeki ilave risk maliyetleri ile dağıtık üretim sistemlerinde karşılaşılmaz.

–        Karbon salımlarının azaltılması Dağıtık elektrik üretiminde, birim enerji başına ortaya çıkan karbon salımı, doğalgaza dayalı kojenerasyonda geleneksel sistemlere göre daha az (yeni kömür bazlı termik santrallere göre % 40 daha az), fotovoltaik enerji gibi yenilenebilir enerjilerde sıfırdır.

–        Yöresel kalkınma Çoğu dağıtık elektrik sistemi, yakın civarda mevcut bulunan yakıt kaynaklarını kullanır (ör. Biyo-kütle, belediye atıkları). İlaveten dağıtık elektrik sistemlerinin kurulumunda yörede yeni işler yaratılır (ör. Binalarda fotovoltaik panel montajı), daha sürdürülebilir bir kalkınma sağlanır.

–        Sinerjiler  Dağıtık elektrik üretim sistemleri birçok alanda sinerji yaratırlar. Güneş enerji sistemlerinin binalarda kullanılması sonucunda geleneksel yapı malzemelerinin yerine fotovoltaik paneller geçerler. Organik atıklardan elektrik üretimi sonucunda ortaya çıkan atık çok değerli bir tarımsal gübredir. Kojenerasyon ile ortaya çıkan ısı enerjisi, bina ısıtılmasında; CO2 ise seralarda kullanılabilir.

–        İlave şebeke yatırımlarına gerek duyulmaması  Hem gelişmiş ülkelerde, hem gelişmekte olan ülkelerde iletim ve dağıtım şebekeleri elektrik talebine karşı yetersiz kalmakta ve yüksek maliyetli yeni yatırımların yapılmaları gerekmektedir. Uluslararası Enerji Ajansı, dağıtık elektrik üretimi sayesinde iletim şebekelerinde gerekli olmaktan çıkacak yatırımın büyüklüğünü 130 milyar Dolar olarak tahmin etmektedir. Dağıtık elektrik üretim sistemleri ile bu yeni yatırımlara gerek kalmaz.

–        Arz sürekliliği Merkezi sistemlerde dağıtım şebekesinde oluşan arızalar, yüksek sayıda tüketicinin karanlıkta kalmasına yol açarlar. Dağıtık elektrik üretiminde ise, arızalanan bir sistem çok daha az sayıda tüketiciyi etkiler. Ayrıca akıllı şebeke yönetimi sayesinde, sistem arızasında bile diğer sistemlerin yönlendirilerek tüketiciye elektrik enerjisi sağlanması mümkündür.

–        Arz güvenliği  Merkezi dağıtım ve iletim sistemlerinin arızalanma olasılıkları, üretim sistemlerine göre 10 ila 30 kat daha fazladır. Tüketiciler tarafından ihtiyaç duyulan güvenlik ve güç kalitesini yakalamak, merkezi dağıtım ve iletim sistemlerinde çok yüksek maliyetli yatırımlar gerektirir. Buna karşılık, dağıtık elektrik üretiminde istenen her güvenlik düzeyinin yakalanması için düşük marjinal maliyetli çözümler mevcuttur (en güzel örnek, ABD’de sivil havacılık navigasyon istasyonlarında şebeke yerine fotovoltaik sistemlerin arz güvenliği için tercih edilmesi).

–        Sistem genelinde arz ve talebin daha dengeli buluşması  Çok sayıda talep noktasına karşılık az sayıda arz noktasının olduğu merkezi sistemlere karşılık, dağıtık elektrik üretiminde çok sayıda arz noktası vardır. Bu, talep çeşitliliğinin daha uygun bir şekilde karşılanmasını ve merkezi sistemlere göre daha düşük kapasitede kurulu güce izin verir. Yine akıllı şebeke yönetimi sayesinde, talep noktalarının ihtiyaç duyulduğunda arz noktaları olarak vazife görmeleri mümkündür.

Yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla yararlanabilmek için önemli olan dağıtık üretim sistemi içerisinde ülkemizde, büyük ölçüde doğalgaz ve fueloil yakıtlı santrallar yer almaktadır.  2006 yılı sonun itibariyle ülkemiz enerji üretiminin yalnızca yüzde 8.9′ luk bir  kısmı dağıtık üretim tesislerinde üretilmektedir. Ülkemiz dağıtık üretim tesislerinin toplam kurulu gücünün yüzde   4′ ü doğalgaz, yüzde 2,2’si fueloil, yüzde 1,5’i nehir tipi üretim tesisleri, yüzde 0,9’u kömür kaynaklı üretim tesisleri ve yüzde 0,1’i  bioenerji, jeotermal ve rüzgar  enerjisi olarak sıralanmaktadır. Ülkemizde halen 2.885 megavat kurulu güçte dağıtık üretim tesisi işletmede bulunmaktadır.

Türkiye’de bugüne kadar 187 adet jeotermal saha keşfi yapılarak 4.000 megavatt (megavat termal) ısı enerjisi kullanılabilir hale getirilmiştir. Bu rakam jeotermal potansiyelimizin yaklaşık  yüzde 10’una tekabül etmektedir. Jeotermal enerji doğalgaz ve petrolün alternatifi olabilecek bir enerji konumunda görülmektedir. Jeotermal enerjimizin şu anda 1,5 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğü vardır. Devlet tarafından gerekli yatırımlar yapılarak mevcut potansiyelimiz harekete geçirilirse  enerjisi açığımızın önemli bir kısmı bu  kaynaklarla karşılanmış olacaktır.

Dağıtık üretim tesisleri bağlanacağı dağıtım hattında gerilim düşümü, güç kaybı, arıza olasılığı gibi konularda teknik kapasite açısından sorun olmayacak şekilde ve  can ve mal güvenliği için gerekli tedbirler alınarak devreye alınmalıdırlar.

Ayrıca, bölgelerin coğrafi yapıları, iklimsel özellikleri, doğal çevre faktörleri , sosyo-ekonomik farklılıkları dikkate alınarak dağıtık üretim tesislerinin planlanması yapılmalıdır. Bazı bölgelerde kömür, rüzgar, jeotermal ve  su  enerjisine veya bunlardan birkaçına dayalı üretime yer verilmesi gerekecektir. Bu üretimlerin yıllık, mevsimlik veya anlık özellikleri dikkate alınarak, sunulan enerjinin sürekliliğini sağlayacak şekilde yedek kapasite ile birlikte iletim ve dağıtım şebekesine yapılacak yatırımların irdelenmesi sistem güvenliği açısından zorunluluktur.

Akıllı Şebekeler (Smart Grid)

Ülkemizdeki enerji iletim sisteminde Keban, Atatürk ve Karakaya barajlarında üretilen enerji uzun iletim hatları ve bu hatları elektriksel olarak kısaltan seri kapasitörlerin yardımıyla gücü doğudan batıya taşımaktaydı. Yakın geçmişte batıda kurulan doğalgaz santalleri ile bu iletimin seviyesi oldukça azalmıştır. Bu tür değişimler, iletim ve dağıtım sisteminin, farklılaşan yük bölgelerine ve eklenen üretim birimlerine göre esnek yapıda ve uyumlu olmasını gerektirmektedir. Bu noktada bir diğer önemli öge olarak Akıllı Şebeke sistemleri devreye girmektedir Aşağıdaki şekilde standart elektirk altyapısı üzerine iletişim katmanının eklenmesiyle oluşan Akıllı Şebeke Sistemi incelenebilir:

Bugünkü kullandığımız iletim yapısı 130 yıl önce dizayn edildiğinden, güç eksikliklerini hissetmemek, karanlıkta kalmamak, güvenilirlik ve verimin arttırılması için şebeke “upgrade” edilmelidir. Şebeke modern, güncel ve akıllı bir yapıda olmalıdır. Sürdürülebilir enerji kaynağı için yenilenebilir enerji kaçınılmazdır. Diğer hiçbir tür enerji kaynağı sürdürülebilir yapıda değildir. Ancak rüzgar, güneş, dalga ve termal enerji gibi yenilenebilir kaynaklar, dünya varolduğu sürece varolmaya devam edecektir. Asıl sorulması gereken soru ise, sürdürülebilir enerji amaçlarımıza ne kadar ulaşabildiğimizdir ve sürdürülebilir bir yapıya sahip olmamaya kimin gücünün yetebileceğidir.

Yakın gelecekte yenilenebilir enerji kaynaklarının global kullanımı çok hızlı gerçekleşmeyecektir ancak iletim ve dağıtım sistemlerinin bunlara hazır olması akıllı şebekeler yoluyla olacaktır. Mevcut şebekelerin akıllı hale getirilmesinin bir çok faydası bulunmaktadır. Kyoto protokülüne bağlı olarak CO2 emisyonlarının sera etkisi oldukça çarpıcı bir biçimde ifade edilmektedir.

Akıllı Şebeke Bileşenleri

Akıllı Uygulamalar: Önceden belirlenmiş kullanıcı tercihlerine bağlı olarak gücün ne zaman tüketileceğini belirler. Bu da elektrik üretimi ve emisyonlar üzerinde oldukça önemli bir etkiye sahip olan tepe (peak) yüklerini indirger. Üretimdeki en önemli maliyetlerden biri bu tepe yükleri karşılarken oluşur, devreye girip çıkan ek santraller söz konusudur. Önceki test verileri, elektrik kullanımı ve bu kullanım bilgisinin kullanıcıya verilmesiyle, tepe yüklerde %25 oranında tasarruf sağlandığını göstermiştir.

Akıllı sayaçlar: Akıllı sayaçlar, tüketici ve gücü sağlayan kuruluş arasında iki yönlü iletişimi sağlar ve ödeme verilerinin toplanmasını, güç kesintilerinin belirlenmesini ve tamircilerinin hızlı bir şekilde doğru lokasyona yönlendirilmesine imkan verir. Mevcut şebekelerde arızalar tüketicilerin telefonu yoluyla belirlenip, ekiplerin yönlendirilmesi sağlanmaktadır. Bu da 1-2 saat gecikmeye neden olabilmektedir.

Bütünleştirilmiş haberleşme: Veri toplama (SCADA-Supervisory Control and Data Acquisition), koruma ve kontrol konseptleri, bütünleştirilmiş bir sistemde kullanıcının akıllı elektronik cihazlar ile etkileşimini sağlar.

Hissetme ve Ölçme: Şebekenin sağlıklı olduğunu ve bütünlüğünü koruduğunu tanımlayacak verileri toplar. Akıllı bir şebekede, şebekenin sağlığı, kritik noktalar anlık olarak yansır. Hattın sıcaklığı, yüklenme seviyesi, rüzgar hızı, yerden uzaklığı (yüklendikçe azalır) izlenebilecektir. Otomatik okumayı, online enerji maliyetinin bilinmesini ve enerji hırsızlığını engeller. Şebekedeki kaçak oranları düşünüldüğünde böyle bir yapıya sahip olunmasının önemi daha iyi görülür. Çünkü üretimi, iletimi, tüketimi ve kayıpları bilen bir yapı kaçakları kolaylıkla hesaplayabilecektir.

Akıllı istasyonlar: Güç faktörü performansı, kesici, trafo ve akü durumunun izlenmesi, kritik ve kritik olmayan işlem kontrolünü sağlar.

Akıllı Dağıtım: Kendi kedini iyileştiren, dengeleyici ve optimize edici yapıdadır. Otomatik izleme ve analiz etme özelliği ile hava durumu ve enerjisiz kalma geçmişine bağlı olarak arızaları tahmin edebilecek yapıya sahip sistemlerdir.

Akıllı Üretim: Şebekenin birçok noktasından alınan geri beslemeler ile, enerji üretiminin optimize edilmesi, gerilimin, frekansın ve güç faktörünün otomatik olarak ayarlanabilmesi için öğrenme özelliğine sahip güç üretimini tanımlamaktadır.

İleri kontrol metotları: Şebekenin durumunu analiz ederek tanımlayan ve tahmin eden cihazlar ve algoritmalar topluluğunu ifade etmektedir. Otomatik olarak düzeltici önlemler alarak enerji kesintilerini ve güç kalitesi problemlerini engeller ya da etkilerini azaltır.

Sistemde Denge

Elektrik şebekelerinin en büyük zorluğu anahtarı açtığınızda operatörlerin talep ettiğini gücü vermek zorunda olmalarıdır. Bu her an her dakika yaşanır.  Akıllı şebeke kendini hızla iyileştirebilen, daha güvenilir ve daha esnek bir yapıya sahip olmalıdır. İşletme güvenliği de unutulmamalıdır. Rüzgarın esmediği ve güneşin parlamadığı durumda fosil kaynaklı üretimler tüketimi karşılamak zorundadır. Denge çok önemlidir. Hava çok sıcaksa fotovoltaikler yağmur ve rüzgarlı ise rüzgar türbinleri çalışacaktır. Önemli olan güç eğrisini pürüzsüz bir şekle getirmektir. Akıllı şebekelerde bu dengeleme gerçek zamanlı dinamik olarak yapılabilmektedir. Akıllı sistemlerde hem dağıtılmış üretime hem de depolamaya ihtiyaç vardır. Önemli olan bu üretimin farklı yenilenebilir enerji türleri ile tek bir kaynağa bağlı olmadan sağlanabilmesidir.

Koruma Koordinasyonu ve Haberleşme

Yenilenebilir enerji kaynaklarının ve akıllı sayaçların ilavesi ile değişebilecek diğer bir yapı da mevcut güç akış yönleridir. Dağıtılmış üretim, sistem korumasında kaynak tarafını değiştirebileceğinden, koruma filozofisi ve koordinasyonunun detaylı incelenerek revize edilmesi gerekmektedir. Bu da koruma ve koordinasyon mühendislerinin kendini yeniden revize etmesini gerektirir.

Yenilenebilir enerji kaynakları ilavesinde karşılaşılabilecek durumlardan bazıları şu şekilde özetlenebilir;

•Güç akışının yönü değişebildiğinden, trafo kademe değiştiricilerinin çift yönlü kontrolünün gerekliliği,

•Artan arıza akımları sonucu arıza yolunda oluşabilecek yanlış açmalar. Sigorta-kesici kombinasyonlarında sigortayı koruyacak koordinasyonun bozulması.

•Trafo bağlantı gruplarına göre adalaşan bir yenilenebilir üretim bölgesinde, işletme toprağından yoksun bir çalışmada oluşabilecek arızalar ve bu arızalarda meydana gelecek gerilim yükselmeleri ve etkilenebilecek sistem elemanları

Standart Şebekeler ile Akıllık Şebekelerin Karşılaştırılması

 Elektrik Ekonomisi ve Çevre Açısından Sonuç

Kalkınmakta ve nüfusu hızla artan bir ülke olan Türkiye’nin, daha büyük bir hızla, elektrik tüketimi artmaktadır. Bu yüzden tıpkı kalkınmakta olan diğer ülkeler gibi Türkiye’nin de yeterli elektrik enerjisine şiddetle ihtiyacı vardır. Özellikle sanayinin devamını sağlamak için; ucuz enerjiye ihtiyaç vardır. Çünkü enerji maliyeti toplam maliyet içinde büyük bir yer tutar. Birçok sanayi kuruluşu ve organize sanayi bölgesi, maliyetleri düşürmek için kendi mobil dizel santrallerini kurmuşlardır. Fakat çözüm çevreyi kirleten bu eski teknolojide değildir. Bunların yerine ucuz, bol ve temiz olan yenilenebilir ve sürekliliği bulunan kaynaklarından oluşan dağıtılmış enerji sistemlerine gerek vardır. Dağıtılmış Enerji Sistemleri küçük ölçekli güç üretim teknolojilerinin kullanımı ile şebekenin dağıtım tarafına veya yüklere yakın yerlere yerleştirilerek hizmet veren ve yeni elektrik üretim modellerini kapsayan bir enerji üretim teknolojisidir. Rüzgar, güneş, jeotermal, su, biyokütle, okyanus, içten yanmalı motorlar/jeneratörler, mikrotürbinler ve kimyasal (yakıt pilleri) gibi kaynaklardan elde edilen alternatif enerji türleri DES kapsamında incelenmektedirler. Dağıtılmış Enerji Sistemlerinin sistem kayıplarını azaltma, çevre kirliliğinin etkilerini azaltma, sistem güvenilirliğini arttırma ve enerjiye ödenen para miktarını azaltma gibi faydaları bulunmaktadır. Bu derleme çalışmasında sırasıyla rüzgar, güneş, jeotermal, biyokütle, okyanus ve hidrojen enerjilerinden bahsedilmiştir. Bu enerji türlerinden Türkiye’de elektrik üretiminde en çok kullanılanı rüzgar enerjisidir. İkinci olarak jeotermal enerji gelmektedir. Güneş enerjisinin Türkiye’deki kullanımı toplam 1 MW’tır. Türkiye’de dalga enerjisi üretimi ilk olarak TEMSAN ve BOREN işbirliği ile Karadeniz’de 5 kWh’lik kapasite ile bir santral kurulmuştur. Hidrojen enerjisi için ise akademik ve endüstriyel olarak araştırma ve geliştirme aşamasında olduğu söylenebilir. Yenilenebilir ve sürekliliği olan enerji türlerinin kullanılabilmesi için maliyet indirimi ve şebeke arayüz sistemlerinin geliştirilmesi gerekmektedir.

Ek olarak ülkemizdeki mevcut elektrik şebekesi 2000 li yılların başından bu yana yenilenmektedir. Ancak geleceğin elektrik şebekesi konusunda her dağıtım şirketi ayrı ayrı çalışmakta, sistemin tamamını  edefleyen bir çalışma olmamaktadır. Ülkemizde smart grid uygulamalarının tamamını uygulayabilecek bir dağıtım şirketi bölgesi bulunmamaktadır. Elektrik dağıtım sektöründe hızla gerçekleşen özelleşmenin yanında üniversitelerin bu konuya eğilmesi, bütün elektrik şebekesi teçhizatları üreten firmalarla, dağıtım şirketlerinin ve elektrik üretim firmalarının ortaklığında örnek bir dağıtım şebekesi uygulaması yapılması, elde edilen sonuçların  her dağıtım şirketlerinde aynı standartta uygulanması gerekmektedir.

Türkiye Elektrik Üretim Tesisleri Haritası

Rüzgar ile Elektrik Enerjisi Üretim Haritası (Türbinler / Tesisler)

Jeotermal Kaynaklar ile Elektrik Enerjisi Üretim Tesisleri

Güneş Enerjisi Potansiyel Üretim Haritası

Biyodizel Dağılım Potansiyel Haritası

Kaynaklar

1-      GELECEĞİN ELEKTRİK DAĞITIM ŞEBEKESİ SMART GRID –
Fırat Üniversitesi | Kürşat TANRIÖVEN, Serdal YARARBAŞ, Hadi CENGİZ Makalesi

2-      Yeni Enerji Dergisi | Mayıs-Haziran 2011 | Dağıtık Elektrik Üretimi ve Faydaları

3-      Dağ­t­lm­ş Enerji Sistemlerine (DES) Genel Bir Bak­ş Ve Türkiye’deki Potansiyel Durumu
Niğde Üniversitesi | Ayetül Gelen, Tankut Yalçınöz Makalesi

4-      http://www.akillisebekeler.com/akilli-sebekelerde-ilk-adimlar/

5-      http://www.gunese.org/menu_detay.asp?id=239

6-      http://www.dektmk.org.tr/pdf/enerji_kongresi_11/39.pdf

7-      http://enerjivadisi.com/n.php?n=elektrik-yonetiminde-devrim-akilli-sebekeler-2010-02-08

8-      http://www.enerjik.com.tr

9-      General Elektrik Sunumları

10-   Yıldız Teknik Üniversitesi Dağıtık Elektrik Üretimi Sunumları

Ahmet TOPRAKÇI

Türkiye Fiber Altyapı Haritası

TEİAŞ tarafından hazırlanan, Türkiye Altyapısında bulunan Fiber Hatları gösteren detaylı haritayı aşağıdaki bağlantıdan ulaşarak inceleyebilirsiniz.

Türkiye Fiber Altyapı Haritası

Ahmet TOPRAKÇI | MCT